Modelliğe nasıl başladığın oldukça bilinen bir hikaye. Peki, sence yurtdışındaki başarînin ünün sebebi ne?
g:
Yurtdışı bu kadar büyültülecek birşey değil. Aslında orda bir başari bir üne sahip olmak buradakinin aksine daha normal bir durum. Seçtiğin mesleğin doktor, pazarlama sorumlusu bankacı olmaktan hiçbir farkı yok. Ben mantıklıyımdır. Mucizelere inanmam. Her pazarda başarılı olabilecek bir tip vardır. Ben doğru zamanda doğru yerlerde bulundum hep. Yani rastlantısal ya da mucizevî bir durum değil benimki.
Peki, geçmişe baktığında su anda bulunduğun yerde olacağın aklına gelir miydi?
g:
Daha çok beklentim vardı aslında. Ama bu alanda değil. Ben hep oyuncu olmak isterdim onun eğitimini aldım zaten. Ama geçmişe baktığımda benim daha çok mutlu olma gibi bir idealim vardı. Çok zor ve mutsuz bir gençlik dönemi geçirdim. O zamanları düşündüğümde su an çok mutlu vede çok memnunum bulunduğum yerden.
Ne zaman mutlu olmaya başladın, ya da nedendi bu mutsuzluk?
g:
Ait olduğum yeri bulduğumda başladım. Sebeplerim vardı, herseyi çok fazla düşünüyordum. Bu neden böle oldu. O neden böle yaptı. İnsanlarla çok yabacıydım. Benim hayata bakışım hep çok insancıldı. Ben burnu Kaf dağında insanlarla ayni ortamda infilak ederim. Hani hırsızlık yankesicilik nasıl bir suçsa ve insanlar onlarla beraber olmak istemezlerse hayata tepeden bakan insanlarda benim için hep öleydi. Sanırım onlarla yasamak zorunda olmaktandı bu mutsuzluk.
Her yerde yokmu peki böle insanlar?
g:
Elbette var. Ama bu oranda değil. Eğer ki bir yerde zengin ile fakirin arasında çok fazla hayat standartı farkı varsa. Orda burnu Kaf dağında insan çok olur. Kimse ne kültüre ne okuduğu okullara ne kaç dil bildiğine, ne hayata bakışına dikkat eder. Önemli olan marka olmaktır. İnsanlar böyle şeylere değer verir. Sonucunda da para ve güce sahip olan kişiler kendilerini dünyanın merkezi zannetmeye baslar. Bir dönem süpervizörlük yapmıştım. Bir is için cv leri inceliyorken bir kızın cv sine takıldım. Fransa’da burs kazanıp master degree yapmış 2 üniversite bitirmiş bir kızdı. İssizdi çok üzülmüştüm. Biz onu seçtik gönderdik görüşmeye seçmediler. Yerine torpille paraya daha az ihtiyacı olan ama bu tanıtımda reklâm için çalışmak isteyen sağlam çevresi olan birilerini seçmişlerdi. Eve gidip saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Adamları arayıp siz o kızı değil bu iste çalıştırmak ayni masaya oturmaya bile laik değilsiniz diye bağırmak istedim. Burada hersey hala ayni. Adaletsiz bir güç dengesi var. Başka yerde kimsenin kaile almayacağı insanlar güce sahip burada. Ama stable bir ekonomik düzeye sahip olan yerlerde zengin olmak fazla anlam ifade edemeyeceği için herkes daha iç içe. Kimse kimseye egemenlik kuramıyor.
Sosyolog gibisin gerçekten, türkiye'nin durumunu genel olarak tekrar değerlendirelim istersen?
g:
Bu konuya girmek hiç istemiyorum. Herkes algısı kapalı dinliyor duyduklarını. Ben ne desem yanlış anlaşılıyorum. Eleştiri elbette yapacağım burası benim ülkem. İyi olması beni mutlu eder. Çünkü ben en milliyetçi takılan insanlar gibi New yorka gittiğimde italyanım demiyorum. Çok gördüm böle insanlar. Türkiye’de vatan millet asarlar keserler yurtdışında türküm demeye utanırlar.
Hepimizi yıllardır üzen bir savaş var biliyorsunuz. Burada insanlar takım tutar gibi bir tarafı destekleyici mesajlar veriyorlar tvlerde. Üstelikte halkın örnek aldığı kişiler genelleme yaparak koskoca bir kültüre beddua edebiliyor. Savaşın nedenini nasıl başladığını kimsenin takip ettiğini ya da bildiğini sanmıyorum. Önemlide değil zaten onlar bir tarafı seçmişler destekliyorlar. Kimse neden ne olursa olsun savaşa hayır demiyor. Dedim ya iste bir fanatizm almış başını gidiyor. Zaten televizyonun doğru şekilde denetlendiği yok. Bir kurum sanat eserlerine sansür koyup emeği mahvederken. Diğer yandan 17 18 yaşındaki kızları evlenmeye özendiren saçma sapan izdivaç programları var tvde. Ve gözümle gördüm katılabiliyorlar. Kimsede sen git bir okulunu oku is sahibi ol vatana millete bir faydan olsun demiyor. ben bir baslarsam susmam ama kim sesimi duyar kim duymaz bilinmez.
Gündemi böle takip etmen gerçekten güzel Dışarıdan ama içimizden bir gözlemcisin. Gelelim güzel şeylere gözde neleri sever nelerden mutlu olur.
g:
Beni deniz mutlu eder. Denize uzak yerde yasayamam. Beşiktasta boğazda doğdum büyüdüm ben. Hemen her gün denizi görmüşümdür. Sonra yanlızlık korkum var. Tek çocuğum yanlız kalmaktan çok korkuyorum. Bundan bir sürü dostum var dünyanın her yerinde. Çabuk kırılırım. Çabuk mutlu olurum. Kolay kolay kırıcı olmam. Film cips kola hayatimin anlamı. Her bayan gibi alışveriş delisiyim bende. Ama marka takıntım yoktur. Kimsede olmayan yaratıcı şeyleri daha çok seviyorum. Bazen bir kıyafet düşünürüm anneme anlatırım oda diker. En çok onun yaptığı kıyafetleri seviyorum. Böleyim ben küçük şeyler beni mutlu eder. Ama çok çabukta kırılırım. Ve maalesef kırıldığımda çabuk siliyorum insanları.
Sen dikkatliysen herkesin ayni dikkati göstermesini bekliyorsun. Aileni özlüyor musun?
g:
Hem de çok onlar yeryüzündeki en kutsal varlıklar benim için. Herkesin ailesi mutlaka mükemmeldir ama onlar gerçekten benim için çok şey yaptılar. Babama hayranım. Ben hiç ondan korkmadım. Başıma ne gelse ilk onu ararım. Daha küçükken bana söylediği bir lafı hatırlıyorum. Bana saygılı olacağım diye benden birseyler saklamanı istemiyorum. Benim kızımın yaptığı şeyleri benim bilmem başkalarının bilmesinden daha sağlıklı. Sigara ile sevgili ile saygı olmaz. Beni arkadaşın gibi düşün. Ben hiç babamdan birsey için izin almadım. Hiçbir zaman sigara tiryakisi olmadım Hiç yanlis bisey yapmadim. Yapsaydım bile ilk ona söylerdim sanırım. Çok önemliler benim için.
Gerçekten doğru bir nokta yakalamış baban. Gerçekten dolu ve güzel bir sohbetti MagazinTurkey olarak teşekkür ederiz.
Yaptığım yorumlar görünmüyor? İlgili içeriğe yapmış olduğunuz yorumlar MagazinTurkey Editörleri tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.
Haber gönderebilirmiyim? İstihbaratlariniz ve paylasmak istediğiniz konuları info(@)magazinturkey.com adresine bildirebilirsiniz.