Ferre, dünya moda devlerine ev sahipliği yapan Fashionable İstanbul by Avea kapsamında muhteşem bir defile sergiledi. Mimari özellikler taşıyan ve yenilikçi tarzıyla bilinen Ferre´nin kreatif direktörleri Tommasso Aquilano ve Roberto Rimondi ile defile öncesi keyifli bir röportaj gerçekleştirdik
Ferre için çalışmaya başlamadan önce ne yapıyordunuz? Nerelerde çalıştınız?
Tommasso Aquilano; Dünyanın önde gelen moda evleri ile çalıştık. En son Malo ile çalıştık ve sonunda Gianfranco Ferre için çalışmaya başladık.
Modaya olan ilginiz nasıl başladı? Ailenizde modayla ya da sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenen birileri var mıydı?
T.A.: İkimizin de ailesinde modayla İlgilenen hiç kimse yok. Ailelerimizin kara kuzularıyız biz diyebiliriz yani. Aynı zamanda sanatın hiçbir dalıyla da ilgilenmiyorlar, tamamen farklı mesleklere sahipler. Moda, ikimizin de DNA´sında var. Biz, böyle hissediyoruz. Moda, bizim için yaşam biçimi, vazgeçilmez bir tutku. Kendimi modadan başka bir meslek yaparken hayal bile edemiyoruz.
Giafranco Ferre´nin 2007 yılında ölümünden sonra, Ferre´nin baş tasarımcı koltuğuna Lars Nilsson getirildi fakat bir yıldan bile az bir süre sonra, Nilsson´ın yerini siz aldınız.
Sizce neden böyle bir karar alındı? Neden sizi onun yerine tercih ettiler?
T.A.: Bizi seçtiklerinde, bizim tasarımlarımızla aralarında bir bağ olduğunu düşündüklerini söylediler. Lars Nilsson´a asla "Başarısızdı" diyemeyiz. Onun da Ferre markası ile arasında çok büyük bir bağ vardı ve o da çok başarılı tasarımlara imzasını attı. Bu asla tartışılamaz bir gerçek. Tabii ki bu markanın üst düzey yöneticilerinin aldığı bir karar. Bizim bu konuda söyleyecek hiçbir şeyimiz yok. Bizi görüşmeye çağırdıktan sonra resmen Ferre için çalışmaya başlama sürecimiz tam altı ay sürdü. Aslında bizim için oldukça zorlu bir dönemdi. Hakikaten de çok zorlandık ama şuanda Ferre´yleyiz.
Ferre için tasarımlar yapmak, koleksiyonlar hazırlamak sizin için ne anlama geliyor?
Roberto Rimondi: Henüz çaylak olduğumuz ve okuduğumuz dönemlerde Gianfranco Ferre, herkesin olduğu gibi bizim için de bir idoldü.. Onun defilelerini çok yakından takip eder ve tasarımlarını hayranlıkla izlerdik. O, bence dünyaya gelmiş en başarılı modacılardan biri ve bu, ölümünün üzerinden çok uzun seneler geçse bile aynı kalacak. Aslında onun gibi, moda hayatı boyunca hiç hata yapmamış birinin yarattığı marka için çalışacak olmak bizi ilk başlarda biraz ürküttü. Kendi geçmişimizde elbette hatalarımız olmuştur ama bunların hiçbirini düşünmeden, doğru adımlarla yolumuzda ilerlediğimizi düşünüyorum. Eskiye de her zaman büyük saygı duymaya devam ediyoruz.
"REINA´DAKİ PARTİDE KENDİMİ DENİZKENARINA ATIP İSTANBUL´U İZLEDİM, BÜTÜN GECE ORADA KALDIM"
Tasarımlarınızı yaratırken en çok nelerden ilham alıyorsunuz?
T.A.: Her sezon koleksiyonlarımızda farklı bir tema işliyoruz. Aslına bakarsanız belirli bir konudan, nesneden ya da durumdan ilham alıyoruz diyemem, çünkü her an, her şey bizi etkileyebilir ve ilham getirebilir.
Kadınların iç dünyasına çok önem veriyoruz, yani kadınlar ne hissediyor, ne istiyor, iç dünyası nasıl değişiyor?
Bütün bu sorular bizim için çok önemli. Sonunda da herşeyi tabii ki sanatla birleştiriyoruz. Aynı zamanda sanatın her alanı da bizi her zaman çok etkileyen bir unsur olmuştur, çünkü sanat, sürekli gelişim gösteren, kendi içinde ilerleyen bir olgudur.
T.A.: Mesela İstanbul´da arabayla Dolmabahçe Sarayı´nın önündeki Atatürk fotoğraflarını gördük ve o resimler bizi inanılmaz etkiledi. Biz zaten erkek koleksiyonumuz için bir arayış içersindeydik ve o resimler, Atatürk bizi derinden etkiledi. Şimdi ilk yapacağımız iş, Atatürk ile ilgili bir kitap almak olacak. Onun, sizin için ne kadar değerli ve önemli bir insan olduğunu zaten çok iyi biliyorduk ama onu yakından tanımak ve yaptıklarını, yaşadıklarını daha iyi anlayabilmek istiyoruz. Fotoğraflardan gördüğümüz kadarıyla da Atatürk hem çok yakışıklı, karizmatik, hem de çok şık bir adam. O dönemin Türkiye´sindeki erkeklerin giyimini araştırmak, özellikle Atatürk´ün giydiği kıyafetleri incelemek sabırsızlanıyoruz. Bu, İstanbul´da olduğumuz için olan bir şey değil. Az önce de bahsettiğim gibi neyin bizi ne zaman etkileyeceği hiç belli olmuyor. Bazı şeyler işte böyle bir anda bizi çok etkileyebilir.
Sonraki tasarımlarınızda İstanbul sizin için ilham kaynağı olabilir mi?
T.A.: İstanbul´a baktığımız zaman, çok karışık, kozmopolit bir görüntü görüyoruz. Dikkatimizi çeken o kadar çok şey var ki aslında. Otel odamdan
gece gökyüzüne baktığımda çok farklı ışıklarla karşılaştım. Burada gökyüzünün rengi bile farklı geldi. Yani; sanki şimdiye kadar gördüklerimden çok daha değişik bir mavisi var. Mesela Milano´da böyle bir gökyüzü ve ışıklar göremiyorum.
Çok yoğunsunuz ama İstanbul´u biraz gezme fırsatı bulabildiniz mi?
T.A.: Ne yazık ki sadece havaalanından otele ve defile yaptığımız Dolmabahçe Sarayı´na kadar olan yerleri arabanın içinden görebildik. Buradaki kozmopolit hava benim çok hoşuma gitti. Modern mimarı ile İstanbul´un tarihinin birbirine harmanlanmış halini görmek çok etkileyici. Camiiler çok muhteşem. Bütün bu kozmopolit havayı solumak bizim için büyük şans. Az önce de belirttiğim gibi gökyüzünün rengi beni çok etkiledi. Boğaz Köprüsü inanılmaz bir yapıt ve onun üzerinden geçmek çok güzel bir his. Milano´da hiçbir zaman tatmadığım heyecanlar bunlar. En azından Topkapı Sarayı´na gidebilmek için kendimize zaman yaratmaya çalışacağız. Dün gece parti için Reina´ya gittik. Mekan çok güzeldi ama benim ilgimi çekmedi açıkçası. Kendimi deniz kenarına atıp, İstanbul´u izlemek istedim. Bütün gece de deniz kenarında takıldım. Arkamda insanlar eğleniyordu ama ben İstanbul´u izlemeyi daha keyifli buldum açıkçası. Ne de olsa oradaki insanları her zaman görebilirim ama İstanbul´u her zaman göremem.
Geçtiğimiz eylül ayı içerisinde Milano Moda Haftası’nda sergilediğiniz 2010 İlkbahar-Yaz Koleksiyon’unuzda nasıl bir tema işlediniz? Renkler, biçimler ve kumaşlar açısından nasıl bir koleksiyon oluşturdunuz?
T.A.:Son koleksiyonumuzda mimari duruşumuzdan biraz uzaklaşmak istedik.Aslında eskiye nazaran biraz daha yumuşak bir şeyler yaratalım istedik.Bu koleksiyonu hazırlamadan önce araştırmalar yaparken, bazı takılar ve kumaşlarla karşılaştık. Onları koleksiyonumuzda kullanmaya karar verdik. Aynı zamanda bu koleksiyonu hazırlarken bizi etkileyen en önemli unsurlardan biri de kelebekler oldu.
R.R.:Eskiye kıyasla biraz daha değişen ve biraz daha yenilenen bir mimari kullandık. Yani tarzımız bu sefer daha yumuşak oldu diyebilirim. Yaz koleksiyonumuzda kumaşın üzerinde daha fazla çalıştık. Daha hareketli kumaşlara yer verdik. Bizi etkileyen unsurlardan biri olan kelebekleri, mücevherlerin üzerinde çok kullandık. Bu kelebekleri, çok yer verdik. Biraz buruşturulmuş, biraz katlanmış, biraz pilili kumaşlar kullandık. Yani, her şey daha hareketli oldu bu koleksiyonda. Biraz daha yumuşak ve homojen bir kadın yarattık.
Kış sezonuna yeni girdiğimiz şu günlerde, Ferre kadını bu sezon ne giyecek?
R.R.:Bu kış daha çok siyah renge yer verdik. Yani koyu renklerin hakim olduğu bir kış koleksiyonu hazırladık. Yeryüzünün en değerli taşlarının renklerini kullandık ama hepsi koyu ağırlıklıydı. Kısa etekler, geniş omuzlar ve bele oturan elbiseler ve pantolonlar koleksiyonumuzun ana hatlarını oluşturuyor.
Türk tasarımcılardan tanıdıklarınız var mı? Türk modasını hiç tanıma ya da araştırma fırsatınız oldu mu?
T.A.:Çok fazla bilgimiz yok açıkçası. Pazar günü genç Türk modacılarının tasarımlarını göreceğiz.
R.R.:Pollini markası için koleksiyonlar hazırlayan Rıfat Özbek çok başarılı bir modacı bence. Onu ilgiyle izliyorduk.
T.A.:Aynı zamanda son yıllarda yurtdışında ve Milano´da yaptığı bazı defilelerden tanıdğımız Nedret Taciroğlu var. Çok güzel bir çizgisi var, çok enteresan bir şekilde ilerliyor. Çok başarılı bir isim olacağına inanıyorum.
Bu sene ilki gerçekleştirilen Fashionable İstanbul hakkında ne söylemek istersiniz? Sizce İstanbul da Milano, Paris, Londra veya New York gibi moda başkenti olmaya aday mı?
T.A.:Bence İstanbul´un diğerlerinden tamamen farklı, yeni bir platform olması gerekiyor. Bütün saydığınız moda başkentlerinin kendilerine özgü bir moda hikayeleri var. İstanbul, Batı ile Doğu´yu birleştiren bir köprü olmalı. Her zaman yenilikleri göstermesi gerekiyor. Mesela modaya yeni atılan yeni tasarımcıları öne çıkarabilir. İstanbul´un her açıdan yeni ve taze kan olması gerekiyor.
R.R.:Diğer moda başkantlerinin üstlendikleri misyon ya da anlatmak istedikleri hikayeleri var ama İstanbul bambaşka ve yeni bir şeyler sunabilir insanlara.
Türk kadınları hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlara moda hakkında ne tavsiyeler vermek istersiniz?
T.A.:Türk kadını gerçekten de çok şaşırtıcı. Bizi çok etkiledi. Modayı çok iyi kullandıklarını düşünüyorum. Gördüğüm kadarıyla her zaman çok şık giyiniyorlar. Belki de bizim gördüğümüz kadınlar çok yüksek gelir grubundan insanlardı ama gerçekten de çok şık güzel taşımayı başarıyorlar. Aksesuarları ve elbiseleri arasındaki uyumu çok iyi yakalamışlar. Türk kadını gerçekten çok güzel. Kendisine baktırmasını biliyor.
R.R.:Erkeklerde durum biraz daha değişik bence. Modanın biraz gerisinde kalmışlar, yani biraz klasikler. Kadınlar hareketlerinde, tavırlarında daha rahat, özgür ve kendine güvenli. Buna karşın erkekler kendilerini biraz kasıyorlar gibi... Kadınlar kadar rahat davranamıyorlar gibi geldi. Sanki kadınların bir adım gerisinde kalmışlar.
Yaptığım yorumlar görünmüyor? İlgili içeriğe yapmış olduğunuz yorumlar MagazinTurkey Editörleri tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.
Haber gönderebilirmiyim? İstihbaratlariniz ve paylasmak istediğiniz konuları info(@)magazinturkey.com adresine bildirebilirsiniz.