Kapat !

Gafgaflama

Yasemin Özmen tarafından2010-04-29 13:26:10 tarihinde eklendi
Metin Boyutu:

REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kendimde modern zamanların Nasreddin Hoca'sını görüyorum. Öyle olaylar yaşıyorum ki tam fıkralık! Planlasan o derece saçmalığı üst üste oturtamazsın yani. Saf yanımın beni hep güzelleştirdiğini, insan olduğumu hatırlattığını savunurdum. Artık kesinlikle o fikirde değilim. O kadar doğal olmanın pek de yararı yok "insan" oluşuma. Bugün size en tazelerinden, birkaç "gaf" yazmak istiyorum.

Malumunuz; yazlık denince akla ilk gelen şeydir " misafir." Davetsizi olmaz da zorla davet ettirileni olur. Vatandaş aramadan gelemez o kadar yolu. Kapıdan geri dönme riskini üstlenmek işine gelmez. O yüzden illa bir telefon eder... Biraz ilkel bir yaşamdır orda sürdürdüğünüz. Pratik eşyalarla çadırdan az konforlu bir şekle sokarsınız ortamı. Kışın kullandığınız ev hep en gözdenizdir. Yazlığa ikinci el eşyalar gider. Yeniler hep kışlığa alınır. Eski buzdolabınız, eski yataklarınız, eski havlular, eski tencereler nedense hep orada hala kullanılır durumda sayılırlar. Biz kadınlar da isteriz ki konuğa en şık malzemelerimizle görünelim. Tabak çanağımız, bardağımız özenilecek derecede güzel olsun. Garip bir böbürlenmedir zevkinizin onaylanması. Aldığınız beğeni hep gurur kaynağınız olur. Yazlık da bu nedenle pek "ağırlama ortamı" değildir bize göre. Sapı kırık kepçeyle çorba servisi yaparken pek de hoş hissetmeyiz kendimizi. Ancak bir de " düşüncesiz koca " faktörü vardır ki asla es geçilmemesi gereken bir sinir yıpratıcı, hayata geldiğine pişman olucu sebeptir. Zaten yedi kişi olan hane halkının hizmetine yetişemezken üstüne üstlük "abi hadi gelin, hava şahane" şeklindeki daveti ile beni zıvanadan çıkarmakla alakalı müthiş yeteneğe sahip bir koca! Beynimin tüm hücreleri onun bu "paylaşımcı" yanına takılmışken sağlıklı düşünemediğimden olsa gerek, bakın ne potlar kırdım...

Telefon zoruyla davet edilen beyi geçen yıldan tanıyorum. Bekar ve zengin biriydi. Almanya'da yaşayan bir kızı ve boşandığı karısı vardı. Yeniden evlenmiş, anca hafta sonları görüşebiliyorlarmış hastanede çalışan eşiyle ve sıkıntılarını da bizim orda gidermeleri münasebetiyle teşrifleri rica olundu. Arabadan indiler, buyur ettik. Her ne kadar bir bardak suyu kaldırma alışkanlığı olmayan tembel kocama kızgındıysam da zoraki moraki gülümseyerek hal hatır sordum. Tanıştırma esnasında adam; " eşim doktor Hülya, kızım Berfin " dedi. Ben aklımı park edip hizmete endekslendim ya, " aa ne güzel bir kız bu böyle, kaça gidiyor? " dedim. Maksat utanıp sıkılan kızın gerginliğini "ne sevimli teyze" rahatlığıyla aşmak. Altıncı sınıfa başladığını, yeni okuluna alışmakta zorlandığını söylediler. Almanya'dan gelmiş ya Türkçesi bayağı düzgün diye düşünüyorum. Cici anneye sürekli " anne" diyor. Hızlı bir adaptasyon! Üvey anne kavramı eskilerde kaldı demek... Babadan güneş kremi alınması istendi. Markete giderken kız bizimle sıkılır diye "hadi sen de git babanla istersen. " dedim. İstemedi... Annesiyle kalacaktı! Zaman çok değişmiş, çağın oldukça gerisinde kaldığımı idrak ettim. Adam gidince başladı benim inciler dökülmeye; " Siz ne kadar benziyorsunuz böyle!" Herkesin aynı fikirde olduğunu söyledi anne. Ben salak, ısrarla; " Ama ne büyük benzerlik ya, sanki anne- kız!" dedim. Doktor Hipokrat yeminini anımsayıp sakin olmaya çalışarak; " Berfin benim kızım. " dedi. Kırk bin kaynar kazandan milyon ton yağ aktı tepemden aşağı. Benim algılamadaki sorunu acilen baktırmam gerekiyor! Kendimce nasıl bir ilişki kurmuşum, hayretlerimi gizleyemiyorum hala...

Gelelim ikinci gafa...Dün Didim'e gittik apar topar. Bir kez bile "alo" demediğim telefona gelen altı yüz liralık borç için Telekom'a gidip kuzu kuzu ödememi yapmaya... Bağlanan numarayı hiç kullanamadığımız halde ( alt yapı yetersizliği ) zaten beş yıl önce toplu bir ödeme yapıp kapatmıştım! Daha doğrusu kapatma terimi yanlış bir terimmiş. İptal demeliymişim. Tıpkı geçenlerde yediğim Turkcel kazığı gibi. Ne ironiktir ki beş yüz lirası indirime girmiş! Yani hem haciz maciz lafı ediliyor hem de kampanya yapmışlar, yüz gaymeyle kurtaracağız paçayı! Neyse ödedik, İPTAL ettirdik. Hala sorun çıkmayacağına inanamıyorum ya şimdilik bittiğine ikna etti görevli memur. Biz işlemi yaptırmak üzereyken internet bağlantısı koptu ve beklemek zorunda kaldık. Dön dolaş, çarşı pazar derken acil bir hacet giderme ihtiyacı oluştu. Dükkanlara bakınıyorum, hiç birinde tuvalete benzer bir yer yok. Restoran tarzı yerler de o bölgede yok. Kıvranan insanın ruh halini tahmin edersiniz. Kontrolden çıkmıştır. Gösterişli bir gözlükçüye daldım. Güneş gözlüğü bakıyor gibi yaptım bir süre. Sonra seçtim bir tane. Benimki "ayak yapmak" alacağım edeceğim yok. En son dayanamayıp, " Tuvaletiniz var mı, dikkatimi toplayamıyorum da " dedim. Bakar mısınız, hani aslında alışveriş yapacağım da sıkışık vaziyetteyim diye yapamıyorum! Adam güldü tabii. Tuvaletteyken ayıp ettiğimi fark ettim. Çıktım, birini aldım. Ödemeyi yapıp ayrılırken döndüm geri. Adama dedim ki; " Biliyor musunuz bir tuvalet hiç bu kadar pahalıya mal olmamıştı bana."

YASEMİN POT KIRAR

medical powerpoint health Medical PPT care
Loyalty marketing through the company's incentive is to approach Marketing PPT to strategic management that focuses on the growth and retention of existing customers

S.S.S

Yaptığım yorumlar görünmüyor? İlgili içeriğe yapmış olduğunuz yorumlar MagazinTurkey Editörleri tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Haber gönderebilirmiyim? İstihbaratlariniz ve paylasmak istediğiniz konuları info(@)magazinturkey.com adresine bildirebilirsiniz.