
Dangalakça mangalakça belki ama geçenki yazım tam da bunu öngörüyordu. Yumruk modası başlayacaktı. “Kınıyoruz, vah tüh” denilecek ve ortalık daha da karışacaktı. Karışıyor işte. Birileri bunu özellikle yapıyor. Ses getirecek bir hedef belirleniyor önce. Sonra tuhaf bir şekilde koruma zafiyeti yaşanıyor. Lideri de bakanı da atışa hazır hale getirilerek “vur” emri veriliyor. Büyük Türk milleti adına sağ yumruk suratın tam ortasına indirilir! Görev başarıyla tamamlanmıştır!
Demek ki neymiş? Münferit değilmiş! Her an başımıza gelebilecek bir vukuatmış. Bundan böyle bütün devlet adamlarına burun kaskı zorunluluğu getirilmeliymiş. Bu bir nevi önlem olarak algılanmalıdır. Memleketimizin kırık burunlular ordusuyla yönetilmesini istemiyorsak bunu yapmalıyız mutlaka. Bir kask burun kurtarır sloganıyla Canan abla gibi sivri dillilere pembe çelik , Kamer abi gibilere de mavi çelik kasklar armağan edilmeli. Devlet bu “koruyamama ayıbını” ancak bu şekilde absorbe eder.
İşleyişi merak ediyorsanız anlatayım size; Şimdi aymazın biri üstlenir bu “kahramanlık” görevini, sonra hazırlıklar başlar. Senaryo yazılır ve sergilenmek üzere perde açılır. Artık bu ucuz oyundan neler kazınılır, neler…Bir defa oluşan kaos, yer altı dünyasının ekmeğine yağ sürer. Onlar kara paracıklarını huzurla aklarken yerüstü dünyasının baronları da ellerini ovuşturur. Halk galeyana gelmiş, düşmanlık için gereken ortam sağlanmıştır. Bir kısmı faşistlere lanet yağdırırken, diğer kısmı “lanet yağdırır gibi” yaparak aynı safta yer alır. Vurucu timin arkasındaki “kutsal güç” ise başarılarını! Elele kardeşlik türküleri söyleyerek kutlamaktadır…
YASEMİN KAŞINTI YARATIR