
Kesinlikle siyasi bir değerlendirme değil. Olaya sadece ve sadece "şıklık" bazında yaklaşıyorum. Gitgide garipleşen bir örtünme şekli oluşturdu günümüz mutaassıpları. Hiç yaratıcılık yok. Bütün kadınlar birbirinin tıpkısının aynısı sanki. Hepsi sıkboğaz ettikleri baş örtüsüyle nefessiz kalacaklarmış hissi veriyorlar insana. Boyunu o kadar sıkmanın ardında yatan neden, gerçekten iffet korumak mı? Tamam, örtünmeyi anlıyorum da niye öyle işkence şeklinde bir moda geliştirmişler, işte onu anlayamıyorum.
Şık görünmek adına yetmişlerdeki boyundan bağlanan örtü ve saçın ön kısmını açıkta bırakan modelin değiştirilmiş olması güzel. Anlayamadığım; niçin tepede bir kubbe oluşturup boğazı sıkmak? .Zayıflama eşofmanları gibi hava almayı engelleyen bu yöntemin kötü bir sonucu var. Terletiyor! Ter de koku yapıyor. Yok mu biraz gevşek bir bağlama yöntemi? Ne bileyim değişik bir tarz, farklı bir şekil? Yaratıcı olmalılar, yaratıcı. Ahsen ablamız vardı. Eski maliye bakanımızın eşi. O boneyle örtünürdü. Bilmiyorum yani bana hoş gelen bir tür...
Bugün minibüsten inen kadının arkasından bakarken geldi bunlar aklıma. Burnumun direğini sızlatan kokusu Eteklerinin bütün o merdivenin kirini süpürdüğünü görünce düşündüm ki "temizlik imandan gelir" O mikroplara bulaşmış elbise evdeki koltuklara sürünecek, oraları yeni sıralayan bebeği elleyecek... Diz altı bir etek ya da pardesü daha uygun değil midir? Yere kadar uzanan etek boyunun pek akıllıca olmadığını söylüyorken dar kotluları ve kısa eteklileri de garipsediğimi belirteyim. ( Tesettürün içeriğini anlamadan sırf sosyal bir sınıfta yer alma derdinde olanlarda iğreti duran türban hadisesini irdelemek kadınların sorunu. Erkeklerin bu yazıya yorum yapmasını istemiyorum. )
Kapalı olsun açık olsun, bir kadın öncelikle rahatlığına ve kokusuna önem vermelidir. Mini etekli, boyalı saçlı ter kokan bir kadınla, türbanlı, uzun etekli ve ter kokan bir kadın arasında hiçbir fark yoktur bana göre. İkisi de ÇİRKİNDİR....
YASEMİN KOKLADI