
Geçen gün bir gazetede Bill Clinton"ın 2008 yılında söylediği cümle geçiyordu: Hayata kazan kazan olarak bakmayanlardan uzak duracağım...
Clinton"ın farklı bir lider olduğu kesin.
Yıllar önce bir gün Roma"da dolaşırken, muazzam bir kalabalık görmüştüm. Polise sordum, Bill Clinton"ın mağazadan çıkmasını bekliyorlar demişti. Kendisinin Başkan olduğu bir dönem değildi. O sıra Başkan, Bush"du. Aklımdan, acaba o Başkan olduğu halde bu kalabalığı sağlayabilir miydi, diye geçirdim... En azından kendim için söyleyeyim ben durup onu görmek için beklemezdim.
Kapıdan çıktığında, daha önce kimsede rastlamadığım bir ışığa sahip olduğunu gördüm. Adeta bir mıknatıs etkisi vardı. Sempatisi, alçak gönüllü oluşu ilgiyi daha da arttırıyordu. Onda farklı olan kalpten gelmesiydi hareketlerinin.
Geçen gün o cümleyi okuyunca neden bu kadar sempati topladığını bir kez daha anladım.
Hayata hep ben kazanayım, başkaları kaybetsin diye bakanların ışığı olmuyor. Hayat aslında bir kazan kazan oyunu. Ben kazanayım, başkaları kazansın, hep beraber kazanalımı kavrayanlara hayat ışığını veriyor. Çünkü bu insanlar hayatla didişmiyor. Kendini bir tek ben söylemleriyle yıpratmıyor.
Evet, kazan kazan benim de keşfettiğim müthiş keyifli bir oyun. Bu oyuna güvenin. Daha çok kazanmakla kalmayıp inanılmaz huzurla ilerleyeceksiniz hayatta.
Başkalarının kuyusunu kazmak için harcadığınız enerji, sizi karartırken, asla huzurlu olamadığınızı da fark edeceksiniz. Anlayacağınız bu oyunun bir şıkkı daha var, o da; aslında herkes kazanabilir. Bir tarafın kaybetmesi gerektiğini size kim söyledi? İyi haftalar.